Varis nedir? Her damar genişlemesi varis midir?
Varis bacak toplardamarlarının genişlemesi, uzaması ve kıvrımlı hale gelmesidir. Kalbin pompaladığı temiz kan gerekli oksijeni ve besleyici maddeleri hücrelere verir ve ortamda oluşan artık maddeler toplardamarlar aracılığı ile kalbe geri taşınır. İşte varis, bacaktaki bu toplardamarların genişlemesidir. Toplardamarların içinde hassas kapakçıklar bulunur. Bu kapakçıklar kanın kalbe doğru tek yönde hareketini sağlayıp geri kaçışı önlerler ve insan ayakta olsa bile toplardamar drenajı sağlanır. Ayakta sabit olarak çok fazla duran bireylerde ise bu kapakçıklar bozulur ve varis gelişebilir.
Kılcal varis 1-3 mm çapında ince damar genişlemeleridir ve en erken evre bile olsa bile tanım olarak varistir. Bir sonraki evre 2’dir ve burada çapı 4 mm üzerinde olan gerçek varisler yer alır. Hastalığın ileri evrelerinde sırasıyla bacakta şişlik, ciltte kahverengi-siyah değişiklikler, hemen daima ayak bileği içi tarafında olmak üzere yara ortaya çıkar.

Varis kimlerde görülür? Sıklığı nedir?
Varis insanlık varolduğundan bu yana eskiden beri bilinmekte olan bir hastalıktır ve 2500 yıl önce yapılan bazı heykellerde varisler çok belirgin olarak gösterilmiştir. Varis ile ilgili diğer ilginç bir özellik doğada yalnızca insanlarda görülmesidir. Diğer hiçbir memeli türünde saptanmamıştır. Türkiye’de sağlıklı istatistikler bulunmadığından tam sıklığını bilmiyoruz. Ancak Almanya gibi gelişmiş batı toplumlarında % 10-20 gibi yüksek oranda görülmektedir. Yaşla birlikte görülme olsalığı artar. Buradan yola çıkılarak örneğin Almanya’da 6-7 milyon kişide değişik derecelerde varis olduğu öngörülebilir. Kadınlarda erkeklerden daha sıktır. Öğretmenler, hemşireler, cerrahlar, polisler, diş hekimleri, ve garsonlar risk altındadır. Ayakta çok durmalarına karşın baldır kaslarını çok sık kullanan sporcularda varis gelişme olasılığı azdır. Uzun süre oturarak çalışmada daha az olsa da risk taşımaktadır. Sekreterlerde ve uzun sure bilgisayar karşısında çalışan bireylerde varis görülme oranı yüksektir. Hamilelerde de varis sıktır. Bunun nedeni erken dönemde değişen hormonal dengedir. Bilindiği gibi hamilelik sürecinde annede bazı hormonların düzeyi çok artar. İşte bu hormonlar damar duvarındaki düz kasları da etkiler ve damarlar genişler. Daha ileri hamilelik döneminde anne rahminde büyüyen bebeğin mekanik olarak etraftaki toplardamarlara baskı yapması da rol oynar. İyi olan doğum sonrası birkaç ay içinde bu varislerin %60-70 oranında düzelmesidir.
Varisin nedeni nedir?
Aslında varisin oluşma nedeni tam olarak bilinmemektedir. Oluşan temel sorun toplardamar duvarında oluşan yapısal bozukluk nedeniyle damarın genişlemesidir. Ancak asıl başlangıcın damar duvarındaki bozukluk mu, yoksa kapakçıklardaki hasar mı olduğu kesin değildir. Varise ailesel bir yatkınlık söz konusudur ve hastaların önemli bir kısmında aile bireylerinde de varis vardır. Bir çalışmada anne veya babasında varis bulunan bireylerde varis gelişme olasılığının % 80 olduğu bildirilmiştir.
Varis ne tür şikayetlere yol açar
Çapı 1 mm civarında olan genişlemelere kılcal varis denmektedir. Kılcal varisler genelde görüntü bozukluğu dışında bir yakınmaya yol açmazlar. Özellikle çapı 3-4 mm üzerinde olan varislerde ise görüntü bozukluğuna ek olarak belirgin yakınmalar başlar. Uzun süre ayakta kalma sonrası bacakta ağrı, şişme, hassasiyet ve ağırlık hissi oluşabilir. Hastalar bacakta sürekli bir sızlama olduğunu ve dinlenseler de kolay kolay geçmediğini farkederler. Bu yakınmalar günün sonuna doğru çok belirgin hale gelir.
Geç dönem varis hastalarında özellikle ayak bileği iç tarafında şişme ve siyaha yakın renk değişikliği başlar. Bu alan kaşıntılıdır ve yara açılabilir. Bu yaralar tipik olarak geniş, ancak derin olamayan yaralardır. Dipleri canlı kırmızıdır. Tedavi çok güçtür. Açılan bu yaraların kapanması için uzun süren pansumanlar gereklidir ve tedavi hayat boyunca süregelir. Almanya’da bu yaralar için her yıl devlet bütçesinden 1-1.5 milyar Avro harcadığı bilinmektedir.
Tedavi edilmeyen varislerde gelişebilecek bir diğer komplikasyon enfeksiyondur. Varis kanın göllendiği alandır ve kan mikroplar içinde çok iyi bir beslenme ve çoğalma ortamıdır. Enfeksiyon gelişirse bu alanda kızarıklık, bölgesel ısı artışı, hassasiyet ve şişlik oluşur.
Varis nasıl teşhis edilir?
Günümüzde en sık kullanılan yöntem ultrasondur. Bu yöntem ile gözle görülemeyen derin toplardamarlar incelenebilmekte, kapak yetersizliği değerlendirilebilmektedir. Varis tedavisi öncesi altta yatan tüm sorunları anlayabilmek için Doppler ultrason gittikçe daha sık kullanılmaktadır. Bu yöntem ağrısız olup iğne kullanılmamaktadır. Pahalı bir inceleme değildir.
Her hastada tedavi gereklimidir?
Tedavi gerekliliği ve tipi hastaya göre değişir. Genelde bireyi rahatsız edici görüntü bozukluğu, ağrı ve şişliğe yol açan varisler tedavi edilmelidir. İleri derece varisler, özellikle ciltte renk değişikliği ve yara varsa, mutlaka tedavi edilmelidir.
Varis tedavisinde 2 ayrı sorunun birlikte giderilmesi önemlidir. Dıştan görülebilen varislerin tedavi edilmesinden daha önemli olan nokta, altta yatan ve toplardamar içindeki basıncın artmasına yol açan sorunun giderilmesidir. Böylece hastanın görüntü sorunu giderildiği gibi ağrılar ve bacaktaki şişme de düzelir. Belki de en önemlisi, varislerin tekrarlama olasılığı en aza indirilir.
Lazerle varis tedavisinin avantajları ve dezavantajları nelerdir?
Günümüzde tüm dünyada en popüler tedavi yöntemi, büyük varislerin içten lazer ile kapatılmasıdır. Bu girişim eskiden hemen daima cerrahi tedavi gerektiren hastalarda rahatlıkla kullanılabilmektedir. İşlem sırasında öncelikle bir iğne ile damarın içine girilmekte, ardından ultrason denen bir cihaz kılavuzluğunda öncü tel damarda uygun yere yerleştirilmektedir. Ardından lazer ışığını damar duvarına verecek olan ince tüp damar içinde ilerletilmektedir. Son olarak lazer kaynağı çalıştırılarak kontrollü olarak damarın içten tıkanması sağlanmaktadır. Bu yöntem önemli avantajlara sahiptir. Öncelikle lokal anestezi altında yapılabilmektedir. İşlem ortalama 30 dakika-1 saat sürmekte, hasta 1-2 saat dinlendikten sonra yürüyerek evine gönderilmektedir. İşlem sonrası hareketlerinde herhangi bir kısıtlama gerekmemektedir. Unutulmaması gereken diğer önemli konu estetik ile ilişkili. Bu girişimde hiç dikiş atılmamakta ve estetik olarak sonuç mükemmel.
Dünyada her yıl onbinlerce hasta bu yöntem ile tedavi edilmektedir. Girişimin başarı oranı %98 civarındadır. Olguların %20’sinde bacakta geçici morluk oluşabilir.


Radyofrekans ile varis tedavisi nedir?
Lazere benzer şekilde damarın içten kapatılmasını sağlayan diğer bir yöntem, ses dalgalarının kullanılmasıdır. Bu girişimin uygulanması lazer ile aynıdır. Tek fark lazer enerjisi yerine ses dalgaları kullanılarak tıkanma sağlanmasıdır. Bu yöntem de lokal anestezi altında uygulanmakta ve hasta girişim sonrası evine gönderilebilmektedir.

İğne tedavisi hangi hastalarda kullanılıyor?
Çapı 1-3 mm civarında olan varislerde kullanılmaktadır. Daha büyük çaplı damarlarda başarı şansı düşük olduğundan önerilmemektedir.
Uygulanan damarın çapı arttıkça yöntemin başarısı azalmaktadır.

Köpükle yapılan skleroterapi son 10-15 yıl içinde İspanya dan popüler hale gelmiş ve son zamanlarda bazı Batı Avrupa ülkelerinde de uygulanmaya başlanmıştır. Bu girişim muayenehane veya poliklinik koşullarında yapılmaktadır. Her seansta belli bir alana yapılmakta ve belirli aralıklarla hasta çağırılarak tedavi tamamlanmaktadır. Hasta girişim sonrası yürüyerek evine gidebilmekte, araba kullanabilmektedir. Girişim sonrası 3-5 gün arasında varis çorabı giyilmesi önerilmektedir. Başarı oranı yüksektir. Yan etkiler nadir olsa da görülebilir. Allerjik reaksiyon son derece nadirdir. Verilen ilacın damar dışına sızması renk değişikliğine yol açabilir. Tedavi sonrası bu bölgede oluşan morluklar ve şişlikler geçicidir
Cerrahi tedavinin varis tedavisinde yeri hala var mı?
Eskiden ayak bileğinden kasığa kadar tüm toplardamar bir tel yardımı ile soyulmakta idi. Bu girişim artık son derece nadiren kullanılmaktadır. Çünkü diz altındaki ana yüzeysel toplardamarın kendisinde varis gelişme olasılığı azdır. Bu damar ileride yapılabilecek kalpte bir bypass operasyonu için gereklidir ve olabildiğince korunmalıdır. Günümüzde ideal tedavi lazer veya ses dalgası enerjisi kullanarak kasık-diz arasındaki sorunu gidermek ve kalan yan dal varislerini bölgesel olarak çıkartmaktadır. Hastada kapak yetersizliği yoksa tek gerekli olan genişlemiş varis yumaklarını üzerlerine yapılan küçük cilt kesileri ile çıkartmakdır. Bunlar cildin doğal çizgilerine paralel olarak yapılan 1-2 mm uzunlukta kesilerdir dikiş gerektirmeden iyileşmektedir. Bu nedenle ameliyat sonrası iz kalmamaktadır. Hastaya 1-2 gün dinlenmesi önerilmekte ancak kesin yatak istirahati gerekmemektedir. 1-2 hafta varis çorabı önerilmektedir.
Varisten korunmak mümkün mü?
Varis gelişiminde muhtemel en önemli faktör genetik eğilimdir. Bunun üzerine hareket gerektirmeyen işlerde çalışan bireylerde varis gelişmektedir. İnsanlar genetik yapılarını değiştiremeyeceklerinden ve kolay kolay meslek değiştiremeyeceklerinden varis oluşmasından kesin korunma sözkonusu değildir. Sigara ve içki kullanılmasının varis gelişmesi ile doğrudan bağlantısı yoktur. Ayrıca varis gelişimini engelleyecek bir ilaç bulunmamaktadır. Değişik kaynaklarda belirtilen varis önleyici kremlerin bilimsel olarak yararı gösterilememiştir. Bu nedenle alınabilecek en önemli önlemler kilo kontrolü, düzenli egzersiz, uzun süre sabit poziyonda kalmama ve koruyucu varis çolabı kullanmaktır. Varislerin yerleşimine göre dizaltı, dizüstü veya külotlu varis çorapları önerilmektedir. Hastalar en kolay dizaltı varis çoraplarını kullanabilmektedir. Hafif, orta, yüksek ve çok yüksek basınç uygulayan varis çorapları mevcuttur. Korunma amacıyla hafif basınçlı çoraplar yeterlidir. Ancak varisleri ve şişliği olan hastalar daha yüksek basınç basınçlı çorapları giymelidir.
Varis çorabı pek çok kişi tarafından yanlış kullanılmaktadır. Varis çorabı hastanın toplardamarlarının en boş olduğu aşamada giyilmelidir. Öncelikle hasta yatağa yatmalı ve bacağını 5-10 dakika yukarı kaldırmalıdır. Ardından varis çorabını giymelidir. Gün içinde ayakta kaldığı süre içinde varis çorabı ile dolaşmalıdır. Gece yatarken çorabın giyilmesi gerekli değildir.
Yaz aylarında nelere dikkat etmeliyiz?
"Varis zaten toplardamar genişlemesi demek. Yaz aylarında ısının etkisi ile bu damar genişlemesi daha belirgin bir hal alıyor ve yakınmalar iyice artıyor. Bu nedenle basit bazı önlemler almak gerekli. En önemlisi güneşte fazla kalmayın. Sauna ve spalardan uzak durun. Uzun süre sabit oturmaktan kaçının. Her fırsatta yürüyüşler yapın. Yüzme, valeybol, basketbol gibi aklınıza gelen her türlü spor baldır kaslarını çalıştırıp varisin yol açtığı yakınmaları azaltır. Sabah akşam, duşta soğuk su ile masaj yapın. Her fırsatta bacağınızı yüksekte tutmak ağrılarınızı belirgin oranda azaltacaktır.

